Özgül öğrenme güçlüğü olarak da bilinen disleksi, çocukların akademik başarılarını olumsuz etkileyebilir ve sosyal ilişkilerinde zorluklar yaratabilir. Disleksinin erken dönemde tespiti ile olumsuz etkilerinin azaltılabileceğini vurgulayan uzmanlar, okul öncesi dönemde çocukların dikkatli bir şekilde gözlemlenmesi gerektiğini belirtiyor. Özellikle konuşmadaki gecikmeler, seslerin karıştırılması, yön-zaman kavramlarının karıştırılması ve baskın eli belirlemede zorluk gibi durumların dikkatle izlenmesi gerektiği ifade ediliyor.
İstanbul’daki bir üniversitenin Psikoloji Bölümü’nden bir uzman, disleksiye dair önemli değerlendirmelerde bulundu.
Okuma, yazma ve dil becerilerinde zorluk
Disleksinin nörogelişimsel bir öğrenme bozukluğu olduğunu belirten uzman, “Diğer bir ifadeyle özgül öğrenme güçlüğü, seslerin harflerle bağlantısını işlemekteki güçlükten kaynaklanan bir öğrenme sorunudur. Disleksili bireylerde görme ve işitme ile ilgili herhangi bir organik sorun olmaksızın okuma, yazma ve dil becerilerinde zorluklar yaşanır” dedi.
20 kişilik sınıfta en az 1 çocukta disleksi görülebiliyor
Genel olarak bilinenin aksine özgül öğrenme güçlüğü ile zeka arasında bir ilişki bulunmadığını belirten uzman, “Disleksi, toplumda ortalama yüzde 5 ila yüzde 7 oranlarında görülmektedir. Yani bu durum nadir bir bozukluk değildir. 20 kişilik bir sınıfta en az 1 çocuğun disleksi yaşaması mümkündür” ifadelerini kullandı.
Disleksinin belirtileri okul öncesi dönemde ortaya çıkıyor
Gelişimsel evrelere göre disleksinin belirtilerinin değiştiğini kaydeden uzman, “Ailelerin çocuklarındaki gelişimsel faktörleri takip etmeleri çok önemlidir. Disleksili çocuklar erken yaşlarda belirtiler gösterebilir ancak okula başlamalarıyla bu belirtiler daha net hale gelir” dedi.
Okul öncesi dönemdeki belirtilere dikkat etmek önemli
Okul öncesi dönemde disleksinin bazı belirtilerine dikkat çeken uzman, “Çocuklar bu dönemde konuşmada gecikme, seslerin karıştırılması, yön ve zaman kavramlarının karıştırılması gibi zorluklarla karşılaşabilirler” uyarısında bulundu.
Okul dönemindeki zorluklar
Okul dönemiyle birlikte okuma ve yazma sorunlarının belirmeye başladığını belirten uzman, “Bu süreçte çocuklar geç okuyabilir, hatalı okuyabilir veya okuduğunu anlamakta zorlanabilir. Ayrıca yazım kurallarında hatalar yapabilir ve matematik işlemlerinde zorluk yaşayabilirler. Yabancı dil öğrenme ve okuduklarını özetleme gibi konularda da zorluklar ortaya çıkabilir” açıklamasında bulundu.
Çevresel faktörler disleksiyi etkileyebilir
Disleksinin genetik faktörlerin yanı sıra çevresel etkenlerden de etkilendiğini belirten uzman, “Yapılan araştırmalar disleksinin genetik altyapıya sahip olduğunu göstermekte, fakat çevresel etkenlerin de önemini göz ardı etmemek gerekir. Gebelikteki zararlı alışkanlıklar, erken doğum gibi çeşitli faktörler risk oluşturabilir” dedi.
Okula devamda zorluk yaşanabilir
Disleksinin erken teşhisi sayesinde olumsuz etkilerin azaltılabileceğini ifade eden uzman, “Eğer disleksi uzun bir süre fark edilmezse, çocuk derslerinde ciddi zorluklar yaşayabilir ve okula devam etmekte güçlük çekebilir. Bu durum sosyal ilişkilerde de sorunlara yol açabilir” açıklamalarında bulundu.
Çocuk ve aileye multidisipliner yaklaşımın önemi
Özgül öğrenme güçlüğünün özel bir uzmanlık ve çalışmalar gerektirdiğini vurgulayan uzman, “Özgül öğrenme güçlüğü için gerekli testler yapıldıktan sonra aileye eğitim verilip çocuğa özel eğitim programları uygulanmalıdır. Bu çocuklar yaşıtlarıyla aynı hızda öğrenmede zorlandıkları için özgüven kaybı yaşayabilirler. Dolayısıyla psikolojik ve eğitsel destek verilmesi önemlidir” dedi.
Disleksiye başka sorunlar da eşlik edebilir
Disleksisi olan bireylerde depresyon, anksiyete ve dikkat eksikliği gibi ek sorunların sıklıkla görülebileceğine dikkat çeken uzman, “Eşlik eden sorunlar, uzmanların uygulayacağı yöntemleri etkileyebilir” dedi.
Ailelere öneriler
Ailelerin disleksili çocuklarına yönelik tutumlarının büyük önem taşıdığını belirten uzman, ebeveynlere şu tavsiyelerde bulundu:
“Aileler, çocuklarına güvenli bir ortam sunmalı ve huzurlu hissettirmelidir. Bu süreçte sabırlı olmalı ve çocuklardan kendi hızlarının ötesinde bir beklenti içerisine girmemelidir. ‘Nasıl bu kadar basit bir şeyde bu kadar çok düşünüyorsun?’ gibi ifadeler, çocuğun özgüvenini zedeleyebilir. Ayrıca, aileler çocuklarını diğerleriyle kıyaslamaktan kaçınmalı ve öğretmenlerle işbirliği yaparak olumlu gelişmeleri takdir etmelidir. Olumlu örnekler üzerinden konuşmak, çocuklar için motive edici olabilir. Zorlu süreçlerle başa çıkmada ise uzmanlardan yardım almak faydalı olacaktır.”

