OECD’den Küresel Borçluluk Uyarısı
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) Sermaye Piyasaları ve Finansal Kuruluşlar Dairesi Başkanı, sürdürülebilir yatırım araçları ve küresel piyasalar üzerine değerlendirmelerde bulundu.
Söz konusu başkan, pandemi dönemi boyunca birçok devletin harcamalarını artırmak zorunda kaldığını belirterek, bu durumun piyasaların işleyişine olumlu katkı sağladığını ve işsizlik oranının düşürülmesi yönünde önemli adımlar atıldığını ifade etti.
Pandemi sürecinde gerçekleştirilen müdahalelerin önemli olmasına rağmen yan etkilerinin de kaçınılmaz olduğunu dile getiren başkan, şu açıklamalarda bulundu: "O yan etkiyi dünya enflasyon olarak yaşadı. Bugün dünyada enflasyon açısından hava daha pozitif. Yakın zamanda faiz indirimleri başladı ancak şu noktaya dikkat etmemiz gerekiyor; dünya genelinde borçluluk oranları çok yüksek, bu nedenle hem şirketlerin hem de devletlerin bu durumu yakından takip etmesi şart. Küresel piyasalar açısından, faizlerin düşmesini beklesek de düşeceği seviye, pandemi öncesi dönemle karşılaştırıldığında daha yüksek olacak. Yani ulaşacağımız denge noktası, son 10 yılda neredeyse sıfır faizle ekonomik kaynak sağladığımız dönem gibi olmayacak. Bugünkü seviyelerin altına inmesi bekleniyor, ancak daha orta bir seviyede dengelenecek ve bu durum, mevcut borçluluk nedeniyle borç ödeme maliyetlerini artıracak. Devletlerin bütçelerinde kesintiler yaşanacak ve şirketler zorlanacak. OECD olarak bu sürecin yakından izlenmesi gerektiğini düşünüyoruz."
Kurumsal Yatırımcıların Rolü Giderek Büyüyor
Başkan, gelişmiş ülkelerde piyasanın büyük bir kısmının kurumsal yatırımcılar tarafından kontrol edildiğine dikkat çekti. ABD’de bu oranın oldukça yüksek olduğunu vurgulayan başkan, "Kurumsal yatırımcı olarak tanımladığımız emeklilik fonları ve yatırım fonları gibi aktörlerin rolleri son derece önemli," şeklinde konuştu. Bu yatırımcıların hem doğru yönlendirme hem de sağlıklı yatırımlar açısından kritik bir işlev üstlendiğini belirtti.
Gelişmiş ülkelerde kurumsal yatırımcıların etkisinin artmasına rağmen, gelişmekte olan ülkelerde, Türkiye de dahil, bu oranın hala düşük olduğunu ifade eden başkan, emeklilik sistemlerinin sermaye piyasalarına yatırım oranlarının yetersiz olduğunu söyledi. Kurumsal yatırımcıların genellikle uzun vadeli ve deneyimli yatırımcılar olduğunu vurgulayan başkan, "Gelişmekte olan ülkelerde payları yüzde 20’nin altında. Bu durum aynı zamanda büyük bir potansiyeli de işaret ediyor. Daha fazla kurumsal yatırımcının var olduğu ve bunların sermaye piyasaları aracılığıyla yatırım yaptığı bir modeli teşvik ediyoruz," şeklinde bilgi verdi.
Sürdürülebilir Tahviller İçin Yapılması Gerekenler
Başkan, sürdürülebilir tahvillerin çeşitlerine değinerek, son birkaç yılda bu tahvillerin önceki dönemlere göre önemli bir büyüme gösterdiğini aktardı. Sürdürülebilir tahvil ihraçlarının devletlerin de içinde bulunduğu toplamda 1 trilyon dolara yaklaştığını belirten başkan, bu ihraçların büyük bir kısmının şirketler tarafından gerçekleştirildiğini ifade etti.
Sürdürülebilir tahvillerin iklim değişikliği ve sosyal konularla mücadelede önemli bir finansman aracı olduğunu gözeten başkan, "OECD olarak sürdürdüğümüz çalışmalarda, sürdürülebilir tahvillerin daha iyi işlemesi için atılması gereken birçok adım olduğunu tespit ettik. Özellikle, şirketlerin verdikleri sözleri yerine getirip getirmediğine dair bir yaptırımın bulunmaması önemli bir zayıflık olarak öne çıkıyor. Şirketler, bu parayı iklim yatırımlarına ya da enerji kullanımını geliştirmeye yönelik taahhütlerde bulunsa da bu sözlerin takibi için bir yaptırım mevcut değil. Bu, önemli bir eksiklik. Ayrıca, projelerin sayısının yetersiz olması da bir diğer zayıflık; çoğu tahvil ihracı, çevresel olmayan projelere ya da mevcut projelerin ön finansmanına yönlendiriliyor. Örneğin, 1 milyar dolarlık bir ihraç yapıldığında, bu paranın ne kadarının yeni projelere ayrıldığına dair ciddi belirsizlikler var," ifadelerine yer verdi.
