USD44,30
%0.01
EURO51,30
%-0.05
CNY5,96
%0.12
GBP59,27
%-0.54
EURO/USD1,16
%-0.15
BIST13.047,72
%-0.51
BTC3.052.503,18
%-0.14
  1. Haberler
  2. Ekonomi
  3. Marmara Denizi’nde Müsilaj Erozyonu Tehlikesi!

Marmara Denizi’nde Müsilaj Erozyonu Tehlikesi!

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

İRFAN DONAT

Deniz suyu sıcaklığının ekim ayının ilk 20 günü boyunca uzun yıllar ortalamasından yaklaşık 2 santigrat derece daha yüksek olduğu belirlendi. Prof. Dr. Sarı, “Deniz yüzeyindeki su sıcaklığı 21 santigrat derece olarak ölçülürken, 40 metre derinlikte bu sıcaklık 16 santigrat dereceye düşüyor. Müsilaj, havadaki oksijeni üreten tek hücreli alglerin kirlilik nedeniyle artan azot ve fosfor ile aşırı çoğalması sonucu ortaya çıkan polisakkaritlerden oluşan bir madde. Sümüksü, şeffaf ve kıvamlı bir yapıdadır ve sudaki mikroorganizmalar için oldukça elverişli bir gelişim ortamı sunuyor. Mikroorganizmaların dahil olmasıyla denizde kilometrelerce uzanan tül benzeri yapılar oluşturup yayılmaktadır. Süreç, kibrit çöpü gibi küçük oluşumlarla başlıyor, ardından uzun şeritlere ve zamanla bulut gibi müsilaj kümelerine dönüşüyor. Bu kümeler dibe çöktüğünde, deniz dibinde yaşayan canlıların beslenmesini ve nefes almasını engelleyerek ciddi zararlara yol açıyor” uyarısında bulundu.

Müsilaj oluşumunun Marmara Denizi’nde, genellikle Karadeniz’den İstanbul Boğazı aracılığıyla giren suyun minimum seviyeye düştüğü ve deniz şartlarının durağanlığının maksimum seviyeye ulaştığı Ekim ayında başladığını belirten Prof. Dr. Sarı, Ekim ayında başlayan müsilajın kış boyunca devam ederek, yoğunluğunun arttığı Nisan ayından itibaren deniz yüzeyine çıktığını hatırlattı.

“Deniz yüzeyinde görülen müsilaj, toplam müsilajın binde birini bile oluşturmuyor” diyen Prof. Dr. Sarı, deniz yüzey suyu sıcaklıklarındaki artış, deniz şartlarındaki düşey karışımların sınırlılığı ve artan kirletici yüklerin müsilaj oluşumunu tetiklediğini vurguladı ve bunu deniz ekosistemine ciddi zarar veren bir felaket olarak nitelendirdi.

Marmara Denizi çevresinde yaşayan 25 milyon nüfusun atıklarının henüz %55’inin arıtılabildiğini belirten Prof. Dr. Sarı, “Geriye kalan atıkların %45’i sadece fiziksel ayrıştırma ile derin deşarj yoluyla denize bırakılıyor. Ülke endüstrisinin büyük bir kısmı da Marmara Denizi çevresine yoğunlaşmış durumda. Sanayi atıklarının da en iyi ihtimalle yarısı arıtılmakta, diğer kısmı ise arıtılmadan denize ulaşmaktadır. Tarımsal faaliyetler sırasında kullanılan kimyasal gübreler ve tarım zehirleri ile su yollarına ulaşan atık miktarı da oldukça yüksektir” şeklinde konuştu.

Deniz suyu sıcaklığı artışını sınırlandırmanın veya deniz şartlarındaki durağanlığı değiştirebilmenin mümkün olmadığını kaydeden Prof. Dr. Sarı, bu nedenle 2021 yılından beri bilim insanlarının yeni müsilaj oluşumunun önüne geçmenin tek yolunun Marmara Denizi’nin atık yükünün azaltılması olduğunu belirtti.

Prof. Dr. Sarı, “2021 yılında hazırlanan ve hayata geçirilen 22 maddeden oluşan Marmara Denizi Eylem Planı’nın (MDEP) 14 maddesi kirlilik yükünü azaltmaya yöneliktir. Ancak üzülerek belirtmek gerekir ki, MDEP etkin bir şekilde uygulanamadığından denizin kirlilik yükü azalamamış ve müsilaj yeniden Marmara Denizi’ni tehdit eder hale gelmiştir” ifadelerini kullandı.

Müsilajın deniz ekosistemine vereceği zararları azaltabilmek ve balıkçılık ile turizm gibi ekonomik kayıpları en aza indirmek için merkezi ve yerel yönetimlerin acilen harekete geçmesi gerekmektedir. Marmara Denizi’ne ulaşan her türlü kirlilik kaynağı kontrol altına alınmalıdır. Denize su değil zehir taşıyan akarsulardaki endüstriyel atıkların kontrolsüz şekilde salınımı durdurulmalı; tüm akarsular için deşarj limitleri yeniden düzenlenmeli ve uygulanmalıdır. Müsilajın olumsuz etkilerini azaltmak amacıyla Marmara Bölgesi’nde, arıtılmamış atık deşarjları derhal durdurulmalı ve denetimlerin artırılması gerekmektedir” dedi.

Marmara Denizi’nde Müsilaj Erozyonu Tehlikesi!
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir